İklim Krizi, Sel ve Köye Dönüş: Doğayla Yeniden Anlaşmak

Selden sonra sorulacak asıl soru

14 Ekim akşamı İstanbul'a yağan yağmur, bir şehrin hafızasını birkaç saatte yeniden yazdı. Beykoz'da metrekareye 273 kilogram yağış ölçüldü; yetkililer son 84 yılın rekorundan söz etti. Arama çalışmaları bittiğinde İstanbul'da yedi, ülke genelinde dokuz canımızı kaybetmiştik.

Önce yitirdiklerimizi anıyorum; ailelerine sabır, kurtarma ekiplerine minnet borcumuz var. Yasın içinde bir soruyu da sormak zorundayız: Bu bir doğal afet miydi, yoksa doğanın bize kestiği bir fatura mı?

İstanbul selinde su basan caddede şemsiyeli bir kadın ve devrilen dalı taşıyan yağmurluklu görevli

Bu yazıda İstanbul'un neden boğulduğunu bir kez daha anlatmayacağım; dere yataklarını, betonu, yetersiz altyapıyı bugünlerde pek çok uzman yazdı. Ben başka bir pencereden bakmak istiyorum. Her büyük afetten sonra "artık köye taşınalım" cümlesini daha sık duyuyoruz. Peki köye dönen biri, kentte yaptığımız hataları köyde tekrarlamamak için ne yapmalı? Bir inşaat mühendisi ve köye dönüşü bir hayat projesine dönüştürmüş biri olarak cevabım bu yazıda.

Köyler, kentler ve göçler: Sarkacın iki ucu

Köyden kente göç, dünyada olduğu gibi ülkemizde de sanayileşmeye yakından eşlik etti. Sanayileşme ekonomik refah için ne kadar vazgeçilmezse, onun en önemli katalizörü olan kentleşme de yurttaşların ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimini sağlayabildiği ölçüde başarılıdır. Bir ülkenin topyekûn kalkınması ise ancak kentle kırsalı dengeli biçimde birlikte kalkındırdığında sürdürülebilir olur.

Bu denge kurulmazsa sarkaç iki kez yanlış yere vurur. Önce köyler boşalır, kentlere hücum edilir ve çarpık kentleşme doğar. Sonra yaşanamaz hale gelen kentlerden kaçanlar köylere geri akın eder; aynı hazırlıksızlıkla bu kez kırsalda yeni sorunlar üretir. Bugün İstanbul'un çarpık yapılaşan bölgelerinde sellerde hayatını kaybedenlere, durduğu yerde çöken binaların altında kalanlara ve geçim sıkıntısının doğurduğu sosyal patlamalara duyduğumuz acıyla yetinemeyiz.

Kentsel yaşamın itici faktörleri

Köye göçün temelinde, büyük şehirlerdeki yaşam sorunlarının geniş bir kesimce artık taşınamaz bulunması yatıyor:

  • 1950'lerden 2000'lere uzanan köyden kente göç dalgalarının yarattığı çarpık kentleşmenin çirkinliği
  • Bu yerleşimlerin doğal afetlere dayanıksız olması; altyapının yetersiz ve sağlıksız kalması
  • Yüksek yaşam maliyetinin ve hayat pahalılığının kentte yoksulluğu ve geçim sıkıntısını artırması
  • Yüksek nüfus yoğunluğunun istihdam oranını düşürüp işsizliği artırması
  • Sağlık ve eğitim hizmetlerine erişimde yaşanan zorluklar
  • Sosyal eşitsizliğin büyüyerek sosyal gerilimlere ve suç artışına yol açması
  • Hava kirliliği ve trafik yoğunluğunun yaşam kalitesini düşürmesi
  • Hızlı nüfus artışının iklim değişikliğiyle mücadeleyi ve su kaynaklarının korunmasını zorlaştırması
  • Pandemi dönemlerinde kentte yaşanan sosyal izolasyon ve eve kapanma kaygısı

Kırsal yaşamın çekici faktörleri

Devlet politikaları kapsamındaki teşviklerin (örneğin 12. Kalkınma Planı [2024–2028] ve IPARD Kırsal Kalkınma Destek Programı) yanında kırsalda yaşamanın kendi avantajları da göçü yönlendiriyor:

Ege kıyısındaki sulak alanda yürüyen flamingolar ve havalanan kuş sürüsü

  • Kırsala yapılan kamu yatırımlarıyla (baraj ve göletler, yol, su, elektrik, teknoloji ve iletişim altyapısı) doğan yeni istihdam imkânları
  • Yeni kooperatiflerin, gelişen ulaşım-nakliye olanaklarının ve e-ticaretin kırsal üretimin pazarlanmasını kolaylaştırması
  • Kırsal üretime dayalı endüstrilerin (Gıda OSB'leri gibi) gelişmesi ve küçük ölçekli girişimler için fırsatların artması
  • Köye dönüş projelerinin bireysel destekleri, teşvikleri ve hibeleri
  • Tarımsal üretime ve yerel gıda kaynaklarına yakın olma arzusu (pandemiden bu yana artarak)
  • Temiz hava, temiz su ve doğal ortamın sunduğu sağlıklı yaşam alternatifleri
  • Güçlü iletişim olanaklarıyla kırsal yerel halkın daha dışa dönük ve yenilikçi bir yaşam tarzına evrilmesi; kan davası, töre cinayeti gibi feodal yapıların doğurduğu baskıcı ortamların azalması
  • Festival ve şenliklerin çoğalarak kırsal turizmi artırması
  • Kırsal mirasa dayalı alternatif turizm imkânlarının genişlemesi
  • Kentlilerin yaşamaya başladığı köylerde sosyal dayanışmanın ve kültürel faaliyetlerin çeşitlenmesi

Köy bir kaçış değil, planlı bir çözüm

Köye dönüşü romantik bir kaçış olarak görenlere katılmıyorum. TÜİK'in 2024 göç verilerine göre büyük şehirlerden ayrılanların ezici çoğunluğu bir nedende buluşuyor: daha iyi konut ve yaşam koşulları. Yani insanlar kaçmıyor; daha sağlam bir zemin arıyor.

Ama bir uyarım var. Kentleri plansız doldurarak yaptığımız hatayı köyleri plansız doldurarak tekrarlarsak, sel bu kez köy yollarında karşımıza çıkar. Köylerimizi bu talepler ve göçler karşısında sağlıklı biçimde yaşatabilmek için planlı olmak zorundayız; bu hassasiyet yalnızca devlette değil, tüm yurttaşlarda bulunmalı. Aksi halde tersine göç kırsalda ekolojik bozulmaya ve sosyoekonomik dengesizliğe yol açarak kırsal kalkınmayı olumsuz etkiler.

Köyden Başla'yı tam da bu yüzden kurduk. Manifestomuzda dediğimiz gibi: Tek bir ev yalnızca barınaktır; birlikte canlandırılan bir köy ise yeni bir yaşam biçimidir. Kuzey Ege'de kurduğumuz modelin üç ayağı var:

  • Turizm geliştirme kooperatifi: En az yedi kişi bir araya gelir, arsayı birlikte alır, konutları birlikte inşa eder. Karar, plan ve sorumluluk tek kişinin değil, topluluğun olur.
  • Doğayla uyumlu ve güvenli köy evleri: Taş mimarinin bilgeliğini mühendislik hesabıyla buluşturan, araziyi ve suyu okuyarak konumlanan yapılar.
  • Entegre tesis yönetimi: Evler kullanılmadığında ekoturizme açılır, köy kalkınma payı alır; yaşam yalnızca bina olarak değil, bütün olarak sürdürülür.

Afete direnç yalnızca sağlam bir kolonla değil, sağlam bir toplulukla da kurulur. Sel gecesi kapısını çalabileceğiniz komşu, en iyi drenaj sistemi kadar hayat kurtarır.

Köyde afete dirençli ev: Bir mühendisin yedi ilkesi

Köye taşınmayı düşünen herkese arsa bakmaya gitmeden önce şu listeyi veriyorum:

Kuzey Ege'de çam ve servi ağaçları arasında yamaca kurulmuş taş köy evleri

  1. Suyun yolunu okuyun. Arazinin çevresindeki kuru dereleri, eski taşkın izlerini ve köylülerin "buradan su geçer" dediği yerleri sorun. Yaşlıların hafızası, en iyi hidroloji raporudur.
  2. Dere yatağına ve vadi tabanına yapı kondurmayın. Manzara ne kadar güzel olursa olsun, dere kenarı ev değil risk satın almaktır.
  3. Zemin etüdü yaptırın. Heyelan, sıvılaşma ve zemin taşıma kapasitesi bilinmeden atılan temel, sele de depreme de açık bir davetiyedir.
  4. Toprak geçirgen kalsın. Bahçeyi betonla kaplamayın; geçirgen zemin, yeşil çatı, ağaçlandırma ve teraslama yağmuru yerinde tutar.
  5. Yağmuru kaynak olarak görün. Yağmur suyu hasadı hem taşkın yükünü azaltır hem kurak aylarda bahçeyi sular.
  6. Taş mimariyi mühendislikle buluşturun. Yerel malzeme ve geleneksel form iklime uyumludur; ancak deprem yönetmeliğine uygun taşıyıcı sistemle desteklenmelidir.
  7. Tek başınıza değil, toplulukla planlayın. Yol, drenaj, su ve enerji altyapısı tek parsel ölçeğinde değil, yerleşim ölçeğinde çözülür. Kooperatif modelinin gücü burada ortaya çıkar.

Sıkça sorulan sorular

İstanbul'daki 14 Ekim 2026 selinde ne oldu?

14 Ekim akşamı başlayan sağanakta Beykoz'da metrekareye 273 kg yağış ölçüldü. İstanbul'da 7, ülke genelinde 9 kişi hayatını kaybetti; 1.277 su baskını ihbarı alındı.

Köye taşınmak afet riskini ortadan kaldırır mı?

Hayır, tek başına kaldırmaz. Risk, yerin doğru seçilmesi, zemin etüdü, suyun yolunun korunması ve yapının mühendislik hesabıyla inşası sayesinde azalır. Plansız köy yapılaşması, kentin sorunlarını köye taşır.

Köyde ev yaparken sele karşı nelere dikkat edilmeli?

Dere yatağından ve vadi tabanından uzak durulmalı, zemin etüdü yaptırılmalı, bahçe geçirgen bırakılmalı ve yağmur suyu yönetimi planlanmalıdır.

İnsanlar neden büyük şehirlerden köylere göç ediyor?

TÜİK'in 2024 verilerine göre İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa'dan kırsala göçün en büyük nedeni daha iyi konut ve yaşam koşulları arayışı. Hayat pahalılığı, afetlere dayanıksız yapılaşma, hava kirliliği ve trafik itici; temiz hava ve su, yerel gıda, kırsal turizm ve devlet destekleri ise çekici faktörler arasında.

Köye dönüş için hangi devlet destekleri var?

12. Kalkınma Planı (2024–2028) ve IPARD Kırsal Kalkınma Destek Programı gibi politikalar ile köye dönüş projelerinin bireysel destek, teşvik ve hibeleri kırsala yerleşmeyi kolaylaştırıyor.

Turizm geliştirme kooperatifi nedir?

En az yedi ortakla kurulan, arsa alıp konut inşa eden ve konutları kurayla üyelere teslim eden bir yapıdır. Köyden Başla modelinde evler kullanılmadığı dönemlerde ekoturizme açılarak gelir üretir.

Köyden Başla nerede faaliyet gösteriyor?

Köyden Başla, Kuzey Ege köylerinde kooperatif kurulumu, köy evi tasarımı ve entegre tesis yönetimi hizmeti veriyor.

Son söz: Kentin hatasını köyde tekrarlamamak

Yitirdiğimiz canların ardından yalnızca üzülüp beklemek, bir sonraki yağmura kadar unutmak demek. En doğrusu, bu felaketlerin nedenlerini ve çözüm yollarını bilim insanları, profesyoneller, bürokratlar ve siyasetçilerle birlikte bulmak ve süreci birlikte takip etmek. Taraflardan biri sorumluluğunu yerine getirmese bile diğerleri halkı bilgilendirmeye ve iş birliğine devam etmek zorunda.

Köyden Başla olarak biz kendi payımıza düşeni yapmaya devam ediyoruz: Doğayı hiçe sayan yapılaşmaya karşı durmak, köye dönmek isteyenlere bilgiyle eşlik etmek ve köyleri planlı, dayanışmacı, afete dirençli birimler olarak yeniden canlandırmak.

Kentte yaptığımız hatayı köyde tekrarlamayalım.

Yeni bir hayata, eski değerlerle — Köyden Başla.

Volkan Solmaz, İnşaat Mühendisi, Köyden Başla Kurucusu

Kaynaklar